2026 Yılında Takibimdeki Yatırım Fonları

Önceki yazılarımda 2026 boyunca takibimde olacak hisse senetlerini gerekçeleri ve değerlendirmelerimle birlikte paylaşmıştım. Öte yandan, fon yatırımına da profesyonel portföy yönetimi ve çeşitlendirme açısından önem veriyor ve yatırımlarımın yaklaşık yarısını bireysel seçimlerden ziyade fonlar üzerinden gerçekleştiriyorum. Fonların avantaj ve dezavantajları ile dikkat edilmesi gereken hususlara yönelik de ayrı bir yazı yazmayı da düşünüyorum. Ancak şimdilik 2026 yılı temasını bozmadan bazı spesifik fonlar üzerinden gidelim.

1-Para Piyasası Fonları: Para piyasası fonları şu an için toplam portföyümün yaklaşık çeyreğini fon portföyümün ise yarısını oluşturuyor. Bu orana yükselmesinde yakın dönemde gerçekle bağını koparan AltınS1’lerimin tamamını satıp büyük kısmını buraya park etmem etkili oldu. Emtia tarafı halen takibimde ancak şu anda BES haricinde emtia yatırımım bulunmuyor.

Para piyasası fonları 2025’de çok ciddi reel getiriler yazdı ve bir kısmı da elimde sıfır stopaj avantajıyla duruyor. Faiz oranları yüksek seviyelerdeyken ters repo oranı yüksek olması nedeniyle sıfır stopajla ZBJ yatırımı yapmıştım. Uzun bir süre daha risksiz reel getiri vereceğini hesaplıyorum. Zira analistler tarafından %17.5 stopaj durumunda dahi 2026’da bileşik olarak %32 getiri tahmininde bulunuluyor. %7.5 stopaj döneminde almış olduğum bir miktar RPP’de elimde mevcut.

Burada önemli olan ayrıntı, FIFO yani ilk giren ilk çıkar kuralı. Sıfır stopajlı fonunuz üstüne daha sonra ekleme yaptığınızda ve sonraki süreçte satış yapmanız gerektiğinde, SPK mevzuatı gereğince önce ilk aldığınız fonlardan yani stopajsız kısımdan satış işlemi gerçekleşecektir. Bu nedenle elinizde eskiden kalma para piyasası fonu varsa ekleme yapmamak, ele geçen ilave paraları farklı PPF’lerde değerlendirmek mantıklı  bir hareket tarzı olacaktır.

Yakın dönemde bozdurduğum AltınS1’leri ise yatırım hesabımın bulunduğu Vakıfbank’ın kendi PPF’sine park ettim. Zira böylelikle tek tıkla anında likit hale getirebiliyor ve halka arzlarda teminat olarak kullanabiliyorum. Stopaj oranı %17.5 olduğu için her an bozdurmaya hazır yedek akçe olarak kenarda bekliyor.

2- GPG (Inveo Portföy Birinci Değişken Fon): Eral Karayazıcı yönetimindeki fon ağırlıklı olarak yurtdışı piyasalara yatırım yaparak uzun vadeli ve istikrarlı bir şekilde Dolar bazlı getiri vadediyor. Varlık dağılımını her gün “X” hesabı üzerinden duyuran ve aktif yönetilen fonun son bir yıllık Dolar bazlı getirisi %15, 3 yıllık getirisi %49 ve (strateji değiştirerek bugünkü halini aldığı) Aralık 2021’den itibaren getirisi ise %76.

Fonun en önemli özelliği Eral Bey’in şeffaf ve yatırımcı dostu iletişim anlayışı. Düzenli aralıklarla hissedarlara yönelik bilgilendirme toplantıları düzenleyerek hem fonun özeleştirisini veriyor hem de önümüzdeki dönemdeki stratejilerini açık bir şekilde anlatıyor.  Tahvil gibi savunma mekanizmalarını da içeren makul risk ve ortalama üstü getiriye yönelik anlayışlarını beğeniyorum. Son dönemde biraz volatilitesi artsa da Eral Bey bu konuda da önceden bilgilendirme yapmıştı. Günlük ve haftalık hareketlerden ziyade çeyreksel olarak değerlendirilmesi gereken fonlardan biri.

Fonun halihazırda omurgasını ABD tarafındaki giyim perakende şirketleri oluşturuyor. 2026 yılı beklentiler yazımda da paylaştığım üzere ABD Tüketici Güven Endeksinde bir iyileşme bekliyorum. Zira Trump durumun net olarak farkında ve Kongre’deki ağırlığını korumak için elinden gelen çabayı göstermek zorunda. Böyle bir toparlanmanın da GPG’ye doğrudan olumlu yansıması olacaktır.

Ayrıca fon yalnızca Avrupa’yla sınırlı kalmıyor, Avrupa’da da nitelikli bir portföyü var. Eral Beyin belirli dönemlerde Tayland’daki bir turizm şirketine veya Yeni Zelanda Dolarına yatırım yaptığını görmüşlüğüm var : ) Kendi yatırımlarının da fonda olması insana ayrıca güven duygusu veriyor. En azından fon yöneticisiyle aynı gemide olduğunuzu biliiyorsunuz.

Türkiye’de yaşayan her yatırımcının konjonktürel olarak bir devalüasyon veya döviz şoku riski olup olmamasından bağımsız olarak en az yüzde 25 oranında döviz bazlı varlıklara yatırım yapması ve Türk lirasına bağımlı kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu oran zamanın gereklilikleri veya yatırımcının risk algısına göre daha da artırılabilir.

GPG’ye yönelik iki küçük eleştirim ise fonun Dolar bazlı alınamaması nedeniyle kur artışından da stopaj ödemek zorunda olmak ve Eral Bey’in yatırımcıyla aşırı iletişim halinde kalmasından dolayı zaman zaman baskı altında kalarak kararlarının etkilenmesi. Örneğin yakın dönemde baskıya dayanamayarak Platin ve Paladyum pozisyonlarını kapattığını kendisi ifade etmişti.

3- MAC (Marmara Capital Portföy Hisse Senedi Fonu): Haydar Acun yönetimindeki fon Türkiye’nin en bilinen ve en yüklü para girişine sahip fonlarından biri. Popüler olmasının en önemli sebeplerinden biri de son beş yıllık vadede gerçekleştirdiği yüksek performans.

Son bir-iki yılda eleştirilmeye başlansa da hisse senedi yoğun fonları karşılaştırma ölçütlerinden bağımsız olarak değerlendirmenin hakkaniyetli olmadığı kanaatindeyim. Zira değişken veya serbest fonlar gibi bir hareket serbestisine sahip değiller. En az yüzde 80 oranında sürekli BİST’te olmak zorunda. Yüksek para yönetmesi ve ilke olarak spekülatif işlemlere girmemesi nedeniyle yatırım yapabileceği hisse sayısı da kısıtlı.

Haydar Bey hem yüksek bilgi birikimi hem yurtdışı tecrübesiyle temel analize dayalı değer yatırımının hakkını vererek yapıyor. Her portföy yöneticisi gibi zaman zaman hatalar yapsa da tercihlerini belirli bir rasyonel süzgeçten geçirerek yaptığına emin oluyorsunuz. Fonunda kaydadeğer oranda yabancı yatırımcının olmasını ve Pabrai gibi bir duayen yatırımcının görüşlerine değer vermesi tesadüfi olmasa gerek.

Eral Bey’de bahsettiğim üzere Haydar Bey de kendi şahsi yatırımlarını kendi fonlarında değerlendiriyor. Uzun vade olarak içimin rahat olduğu yatırım tercihlerinden biri.

KAP’a bildirilen Aralık ayı portföy dağılımı raporuna göre fonun en büyük beş pozisyonu sırasıyla AEFES, TABGD, AKGRT, KAREL ve CCOLA.

Haydar Bey’i eleştirebileceğim kısım ise kötü bilançoya sahip ve bu nedenle kötü fiyatlanan şirketlerin “dönüş hikayelerine” fazla bel bağlaması. Türkiye gibi siyasi ve ekonomik açıdan fazlasıyla kırılgan bir piyasada beklenen dönüşler uzun süre rötar yapabiliyor veya hiç gerçekleşemeyebiliyor.

4- AN1(Strateji Portföy Birinci Değişken Fon): Fonun yöneticisi Okan Alpay otuz yıllık portföy yönetimi deneyimine sahip önemli bir değer. Çıktığı yayınları ve yorumlarını denk geldikçe takip etmeye çalışıyorum, benim yatırım anlayışımla örtüşüyor.

Değişken fon olması piyasa türbülanslarında hisse ağırlığını ayarlayabilmesi açısından bir avantaj.  Örneği son KAP bildirimine göre %66 oranında hisse tutuyor.

Son 5 yıllık getirisiyle hem BİST100’ü hem de enflasyonu açık ara geride bırakan fona yatırım yaparken geceleri rahat uyuyabiliyorum. Aslında benim için en önemli kriter bu. Olumsuz tarafta ise %3 gibi biraz yüksek fon yönetim ücretine ve değişken fon olması kaynaklı %17.5 stopaja sahip.

5-MPP (Meksa Portföy Prime Serbest Fon): Kadirhan Öztürk yeni nesil fon yöneticileri arasında en beğendiğim isimlerin başında geliyor. Tacirler Yatırım’da çalıştığı dönemde 3-4 saatlik yayınlarıyla bizleri ekran başına az kitlemedi (taklacı güvercine buradan selam olsun :)) Fonu sadece yurtdışına yatırım yapıyor ve GPG’de olduğu üzere ülke riski ve çeşitlendirme açısından iyi bir araç olduğunu düşünüyorum.

Yatırımın bir bilim değil zanaat olduğunu düşünen biri olarak Kadirhan Bey’in yaptığı işin haricinde hayat ve genel kültür bilgisini de takdirle karşılıyorum. Gerçekten bilgiye aç bir yapısı var portföy yöneticisi olarak elindeki tüm imkanları daha fazla bilgi ve nitelikli analiz için kullanıyor. Sürdürülebilir olmayan derecede uzun saatler çalıştığını ve bu işi çok uzun yıllar sürdürmek istemediğini biliyorum.

İşlem görmeye başladığı tarihten itibaren tam olarak bekleneni verdiği söylenemez. Ancak, hele ki Türkiye’de, sırf ABD’ye endeksli bir fon yönetmek hiç kolay değil. Anlı şanlı fon yöneticilerinin dahi endeksin altında kaldığı ve insanların pasif endeks fonlarına yöneldiği bir piyasadan bahsediyoruz.

Kadirhan Bey’in vizyoner düşünme tarzı ve çalışkanlığıyla bende kredisi yüksek. Artık sayıca çok daha az yaptığı yayınları ve “X” paylaşımlarından da istifade ediyorum. Fonu takip etmeye devam edeceğim.

6-SVB (Strateji Portföy Agresif Değişken Fon): Mehmet Ali Güleç yönetimindeki fon üç yılını doldurdu ve bu zor dönemde yaklaşık %70 hisse oranını korumasına rağmen sağladığı getiriyle rüştünü ispatladı.

Mehmet Ali Güleç fonun felsefesini kendi ifadeleriyle şöyle açıklıyor:

-Temel analiz bakış açısı

-Genele yayılan ciddi düşüşlerde, ne kadar zararda olunursa olunsun yeni risk unsurlarına göre risk-getiri beklentileri bozulanların azaltımı ve kalanlara yoğunlaşma

-Popüler olana sırf popüler diye ya da portföyde olmazsa geride kalırım düşüncesi ile pozisyon almama

-Hisse fonlarına giriş-çıkışların ya da spesifik endekslere giriş-çıkışların yaratabileceği zorunlu alım ya da satımlara karşı ters pozisyon alma.

7- RIK (Re-Pie Portföy İkinci Değişken Fon): Genel Müdür Altuğ Dayıoğlu faktörüyle Re-Pie Portföyün son dönemlerde farklı fonlarıyla çok iyi işler çıkardığını görüyoruz.

RIK orta seviyeli risk yapısı, çeşitlendirilmiş ve dinamik portföyü, düşük yönetim ücreti ve negatif getirili gün sayısıyla ön plana çıkıyor. Son bir yılda %80’in üzerinde sağladığı getiriyle kendi sınıfının önemli fonlarından biri. Agresif bir fon sepetinde defansif rol üstlenebilecek enstrümanlardan biri.

8- NLE (Nurol Portföy Emlak Sektörü Hisse Senedi Fonu): Buraya kadar okuduysanız tematik fonlar yerine fon yöneticisine mümkün olduğunca esneklik sağlayarak maharetini sergilemesine imkân tanıyan fon tiplerini tercih ettiğimi anlamışsınızdır. NLE bu açıdan bir istisna teşkil ediyor.

Nurol Holding’in gayrımenkul sektöründeki tecrübe ve uzmanlığı bu alanda şirketi ön plana çıkarıyor. Ayrıca yeni ihraç ettikleri bu ürünle başarılı olmak ve piyasada daha büyük yer edinmek istiyorlar.

2026 yılına ilişkin beklentilerimi paylaştığım yazıda da ifade ettiğim üzere sektörü yıllık bazda olumlu olarak değerlendiriyorum. Öte yandan, en azından benim gibi amatör yatırımcılar için, (TRGYO gibi bakkal hesabıyla dahi fikir yürütülebilecek bazı örnekler hariç) GYO şirketlerinin değerlemesini yapabilmek hiç de kolay bir iş değil. Bu nedenle, kendim uğraşmak yerine Nurol Portföy’ün uzmanlığından yararlanmayı tercih ederim.

Bu fona yönelik yapabileceğim eleştiri ise yalnızca GYO’lara yatırım yapması ve inşaat sektörüyle ilgili farklı potansiyelli şirketleri portföyüne dahil etmemesi.


Temel Yatırım sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın