2026 Yılında Takibimde Olacak Hisseler-2

2026 yılında takibimde olacak hisse senetlerine ilişkin yazımın ilk bölümüne https://temelyatirim.com/2026/01/07/2026-yilinda-takibimde-olacak-hisseler-1/ adresinden ulaşabilirsiniz. Kaldığım yerden devam ediyorum:

8- Göltaş Çimento (GOLTS)- Türkiye’nin köklü çimento şirketlerinden biri. İsmini Akdeniz bölgesinde “göller yöresi” olarak tabir edilen bölgede faaliyet göstermesinden alıyor.

Geçmiş dönemde yatırımcısına çok iyi paralar kazandırsa da son bir yıldır üzdü. Bunun asıl sebebinin ciroda yaşanan düşüş olduğunu düşünüyorum. Gelinen noktada çimento sektöründe 0.59 ile en ucuz PD/DD oranında.

Klinker kapasitesine göre sektörel kıyaslama yapıldığında makul noktalarda olduğunu düşünüyorum. Bilhassa çimento alanında yatırım yapan ünlü borsacılardan İsmail Tarman yakın dönemde alımlarına devam ederek %10’luk pay sahipliği sınırını aştı.

Şirketin ödenmiş sermayesinin düşük olması volatilite yaratabilecek bir faktör olarak öne çıksa da bunun çift taraflı olduğunu unutmamak gerekir. Bilhassa faiz indirim döngüsü içerisinde çimento şirketleri arasında genel bir yükseliş olduğu takdirde öne çıkabilecek hisselerden biri.  

43 ülkeye ihracat yapmış/yapmaya devam eden ve istikrarlı temettü dağıtan bir şirket. Deprem bölgesi veya Suriye’ye yakın olmasa da, bölgede arzın yetmemesi halinde yani olası bir ilave talep durumunda ihtiyaca cevap verebilecek durumda. Antalya gibi gelişen bir şehre yakınlığı da avantaj.

Bir yatırımcı sunumunun olmaması ve faaliyet raporunun fazla ayrıntılı olmaması açısından eleştirilebilir.

9- Doğu Aras Enerji Yatırımları A.Ş. (ARASE)- Genelde fazla regülasyona tabi ve amortisman maliyetleri yüksek sektörlere yatırım yapmaya fazla sıcak bakmam. ARASE bu anlamda portföyümde bir istisna teşkil ediyor. Ortakları arasında Kiler ve Çalık Holding gibi iki önemli kurumsal şirket bulunuyor. Bu tip birbirine yakın payda iki büyük kurumsal ortak bulunan şirketleri yönetim anlamında genelde beğeniyorum.

Elektrik dağıtım ve perakende satış iştirakleri bulunan şirketin satış kısmının halka arzının 2025 yılı sonuna kadar gerçekleştirilmesi öngörülüyordu; halka arz bu yıla kaldı. Buradan şirketin kasasına kaydadeğer bir nakit girişi olması muhtemel.

Şirket tüm BİST içerisinde enflasyon muhasebesinin etkilerini en olumsuz hisseden şirketlerin başında geliyor. Aslında bilançolarının piyasa şartlarında fena olmadığını düşünsem de bu durumu hisseyi fazlasıyla baskılıyor. Buna karşın yine de 2025’te enflasyon üzerinden getiri sağlamayı başardı. Halka arz olalı fazla olmasa da şimdiden düzenli temettü dağıtma alışkanlığı olan bir şirket.

Şirketle ilgilenenlerin muhakkak Youtube’da “Finansal Tablolarda Check-Up” kanalında (https://www.youtube.com/@toprakkenanp%C4%B1nar) Kenan Toprak Bey’in şirketle ilgili bilanço analizlerini tavsiye ederim.

Enerji sektörü açısından 2026’da geçen yıla göre daha olumluyum. Şirket şimdiden perakende elektrik satış anlaşmalarını duyurmaya başladı (2025’te 2024’e kıyasla satışlar düşük seviyelerde kalmıştı).

Şirketin nüfus büyümesi açısından kısıtlı projeksiyonlara sahip Doğu Anadolu bölgesinde faaliyet göstermesi ise bana göre  en önemli sınamaların başında geliyor.

10- Torunlar Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (TRGYO)- Son günlerde Twitter’da gördüğüm kadarıyla Fin Tweet aleminin en popüler hisselerinden biri olması korkutmuyor değil 🙂

Şaka bir yana Torunlar cirosunun %74’ünü oluşturan kurumsal kira geliriyle düzenli ve tekrarlanabilir gelir akışıyla güvenlik marjı yüksek bir şirket olarak öne çıkıyor. AVM’ler %95’lerin üzerinde doluluk oranlarıyla faaliyet gösteriyor.

78 milyar TL piyasa değerine sahip şirketin net nakit pozisyonu 26.5 TL seviyelerinde. Şirketin 2026 sonu projeksiyonlarında ise bunun 60 milyar TL’nin üstüne çıkması öngörülüyor (Şirketin eski yatırımcı sunumlarındaki tahminleri de tutturduğunu görüyoruz). Takribi 8 milyar TL’lik satışa hazır yapı stoku bulunuyor. Muhafazakar tahminlerde dahi şirketin 2025 karlarından 5-6 milyar TL temettü dağıtılacağı tahmin ediliyor.

Hal böyle iken neredeyse net nakit+satışa hazır yapı stoğu+kasadan çıkacak nakit temettü fiyatına işlem gören bir hisseden bahsediyoruz. Düzenli temettü alışkanlığı olduğundan kasasındaki nakde dahi iskonto uygulanmasını gerektirecek şirketlerden biri olmadığını düşünüyorum.

Türkiye ve İstanbul’daki toplam AVM sayısı grafiklerine baktığımızda 2010’larda büyük bir ivme kazanan açılışların duraksadığını ve yataya bağladığını görüyoruz. Burada özellikle Torunlar’ın Mall of Istanbul’a (MOI) dikkat çekmek istiyorum.

Türkiye’nin en büyük AVM’si olan yapı her yıl on milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ve İstanbul’daki arsa durumundan dolayı rakibinin ortaya çıkması da kolay gözükmüyor (Arnavutköy’de havalimanının orada yapılacağı konuşulan AVM bir nebze rakip olabilir). Yukarıda bahsettiğim değerlemelere MOI, Mall of Antalya ve Bursa Korupark gibi prime AVM’ler dahil değil. Torunlar AVM’lerinin 43 milyon civarında yıllık ziyaretçi sayısı mevcut.

11- Kalekim (KLKIM)- Yapı kimyasalları alanında faaliyet gösteren şirket, uluslararası anlamda yüksek bir marka değerine sahip. Irak’ta yaşadığım sırada ürünlerinin Selpak ve Gillette örneğinde olduğu üzere ismiyle anıldığını hatta İbrahim Halil Sınır Kapısındaki GTİP kodunun (dış ticaretle uğraşanlar iyi bilirler) bile “Kalekim” olarak kodlandığına şahit oldum.

İç talep koşullarından dolayı çok iyi gitmeyen bir sektörün sağlam duran ve büyüme ve yatırımlarını sürdüren şirketlerinden biri olarak öne çıktı. Benim karşıt yatırım anlayışıma daha çok bu gibi şirketler uyuyor. Zira işlerinin bozulması veya borçluluk nedeniyle piyasa tarafından cezalandırılan şirketlerin geri dönüşü çok uzun sürebiliyor; yüksek enflasyon ortamında fırsat maliyeti de hesaba katılacak olursa yatırım sancılı bir sürece dönüşebiliyor. Keza döngüsel şirketlerde de bu döngüleri yakalamak faaliyet alanını iyi bilmeyen kişiler için son derece zor olabiliyor.

Faiz indirimiyle birlikte inşaat sektörünün canlanmasıyla, GYO’lar gibi ilk planda olmasa da, ikincil olarak çimento ve yapı kimyasalları şirketlerine ilginin artabileceğini tahmin ediyorum. Kalekim’in doyurucu bir yatırımcı sunumu bulunuyor. Sektöre ilgisi olanların okumasını tavsiye ediyorum.

Irak ve Fas’taki yeni yatırımlarla alakalı bir parantez açmak istiyorum. Şirketin halihazırda iyi bir pazar payına sahip olduğu Irak’ta fabrika açmasının arkasındaki nedenlerden biri Bağdat ve Erbil arasındaki gümrük uyuşmazlıkları.

Şöyle ki bölgesel ve federal yönetim gümrük vergi ve tarifleri konusunda anlaşamadığı için Bağdat’ın Musul başta olmak üzere iç gümrük noktaları kurduğu, bu durumun çifte vergilendirmeye, uzun bekleme sürelerine ve belirsizliklere yol açtığı bir gerçek. Bu nedenle bilhassa gıda gibi hızlı tüketim mallarının ticaretini yapan ihracatçılarımız büyük zorluklarla karşılaşabiliyor. Zira lojistik depoları ekseriyetle kuzeyde olmakla birlikte, Irak’la ticaretimizin yaklaşık %70’i orta ve güney vilayetlere gerçekleştiriliyor.

Kalekim Dohuk’ta Türkiye sınırına çok yakın bir noktada kurduğu bu fabrikayla, ihracat süreçlerine girmeden Irak’ın tamamına hızlı bir şekilde mal satabilme yetkinliğine ve personel başta olmak üzere birçok konuda maliyet avantajına sahip oldu. Bunun etkilerini yakından takip edeceğim.

Ayrıca Fas yatırımlarının da zamanlı olduğuna inanıyorum. Ülkede Afrika Kupası ve 2030’da evsahipliği yapılacak Dünya Kupası nedeniyle önemli altyapı yatırımları gerçekleştiriliyor.

12– Desa Deri (DESA)-  Kalekim örneğinde olduğu üzere zor günler geçiren bir sektörün güçlü finansallara ve iyi yönetime sahip şirketi olarak görüyorum. Birçok tekstil ve deri şirketi maliyetleri düşürmek adına yatırımları Mısır’a kaydırırken Desa’nın İtalya fabrikasını açması vizyonun göstergelerinden biri. Aile şirketi olmasına karşın (Çelet Ailesi) oldukça kurumsal bir bakış açısıyla yönetiliyor. Daha önce de Prada gibi prestijli markalara ürün üreten şirketin “Made in Italy” üretim hakkını almasıyla birlikte lüks segmentte yeni müşteriler kazanmaya başladığı ifade ediliyor.

Şirketin hammaddeden üretime, perakende satıştan online mağazacılığa kadar dikey entegre iş modeli sektör içerisinde avantaj sağlıyor. Dünyanın önde gelen bavul üreticisi Samsonite ile uzun bir maziye dayanan ortaklıkları şirkete ilave marka değeri sağlıyor.

Şirket sağlıklı bir bilanço yapısına ve net nakit pozisyonuna sahip. Yüksek faiz döneminde iyi bir nakit yönetimi yapmasının ve 2025’te temettü dağıtarak yatırımcısını sevindirmesinin yanısıra yeni yatırım olanaklarının da araştırıldığını biliyoruz. Nitekim Kasım sonunda şirket hayvansal veya bitkisel kaynaklı olmayan, kimyasal içermeyen, biyolojik olarak parçalanabilir yeni nesil materyallerin geliştirilmesi, üretimi ve yurt içi ile uluslararası pazarlarda ticarileştirilmesi amacıyla ortak bir girişim kurulmasına ilişkin ABD menşeli Gozen Bioworks isimli şirketle mutabakat zaptı imzaladı.

Ayrıca şirketin sürekli mağazalara ilişkin performans ölçümü yaparak düşük verimli mağazaları kapatmasını ve Avrupa ve Ortadoğu başta olmak üzere Bol ve Zalondo gibi online kanallardaki ağırlığını artırmaya çalışmasını olumlu buluyorum.

Desa’nın ihracat hacimleri son dönemde çok iyi gitmese de yüksek katma değerli ihracat yapıyor. Tekstil sektöründe normalde 10 Dolar/kilogram civarında olan ihracat tutarının Desa açısından 100 Dolar’ın üzerinde olduğunu takip ediyoruz. Lüks tüketim segmenti açısından bakılacak olursa F/K ve FD/FAVÖK gibi çarpanların oldukça makul yerlerde olduğunu değerlendiriyorum.

Şirketin yatırımcı sunumu mevcut. Sektöre ilgi duyanların İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin aylık bültenlerini takip etmesini tavsiye ediyorum.

13- Anadolu Hayat Emeklilik (ANHYT)- Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) Devlet katkısı oranının yüzde 30’dan 20’ye düşürülmesi ve önümüzdeki dönemde devreye alınması planlanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) ekseninde son dönemin en çok konuşulan hisselerinin başında geliyor.

Yakında dönemde İşyatırım sektöre ve şirkete yönelik oldukça kapsamlı bir rapor hazırladı. Not çıkarılarak okunmasını tavsiye diyorum. https://www.hedeffiyat.com.tr/rapor/anhyt-hedef-fiyat-12251 adresinden erişebilirsiniz.

Sosyal güvenlik sisteminde yaşanan sorunlar ve mevcut nüfus yapımız temelinde sistemin sürdürülebilirliğinin sorgulandığı herkesin malumu. BES tarafında Türkiye’deki katılım ve fon büyüklüğü oranları OECD ülkelerinin ortalamalarıyla kıyaslandığında oldukça komik düzeylerde kalıyor. Doğal olarak bu durum sektör açısından uzun vadeli olarak devasa bir büyüme potansiyeli sunuyor. Bu durumu 7-8 yıl önceki aracı kuruluşların haline benzetiyorum. Borsada yatırımcı sayısının hızlı bir şekilde artması karlılıkları önemli oranda etkilemiş ve ortaya çok başarılı şirketler çıkmıştı.

BES’te Devlet katkısının düşmesi kaynaklı kayıpların hayat sigortası tarafında yaşanacak ivmelenme ve (her ne kadar yönetim ücreti tutarları çok daha düşük olacak olsa da) TES’in devreye alınmasıyla bir şekilde dengeleneceğine inanıyorum. BES sistemi uzun vadeli yatırımı teşvik eden ve çıkışları cezalandıran bir mimariye sahip. Bu nedenle çıkışların görece sınırlı kalacağını tahmin ediyorum. Ancak Devlet katkısının asıl etkilerini yeni girişlerin durumuna göre orta-uzun vadede göreceğimizi sanıyorum.

Anadolu Hayat yıllardır yatırımcısına sağladığı yüksek temettü verimiyle de öne çıkıyor. İş Bankası grubundan olması yeni müşteri ve piyasa payı kazanımını bir ölçüde kolaylaştırsa da siyasi riskler kaynakları volatilite riskini de öne çıkarıyor.

14- Sabancı Holding (SAHOL)- Sabancı Holding de sosyal medyada 2026 portföylerinin gözde hisselerinden biri olarak öne çıkıyor.  Normal şartlarda holding yatırımını, tıpkı banka yatırımı gibi, pek tercih etmiyorum. Holdingler mantık olarak bana yatırımcı dostu gelmiyor; başarılı iştirakleri ayıklamayı tercih ediyorum.

Öte yandan, daha önceki yazılarda da bahsettiğim Türkiye’nin 2026 yılı baz senaryosu dolayısıyla faiz indirimlerinin etkisiyle bankaların özsermaye karlılıklarının artmasını bekliyorum. Bankaların mevcut PD/DD oranlarına baktığımda bu durumun bir nebze fiyatlandığını görmekle birlikte, Akbank ağırlıklı bir yapı olan Sabancı Holding’in iskontosunun daha derin olduğunu değerlendiriyorum. Gerçekleşeceğine emin olmamakla birlikte, bir yabancı yatırımcı girişi görecek ise bundan ilk önce istifade edebilecek hisselerden biri olabileceğini tahmin ediyorum.

Ayrıca, Sabancı Holding bir dönüşüm süreci geçiriyor. Perakende başta olmak üzere verim alamadıkları bazı alanlardan çıkarak holdingi daha karlı bir hale getirmeye çalışıyorlar. Enerjisa üretim gibi bir önemli bir şirketin halka arz hikayesi de rafta bekliyor. Yıl içerisinde bu konularda gelebilecek haber akışının da katalizör etkisi yaratmasını olanaklı görüyorum.

Bir sonraki yazıda takibimde olan fonlara ilişkin görüşlerimi paylaşacağım, yorumlarda buluşalım.


Temel Yatırım sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın