2026 Yılında Takibimde Olacak Hisseler-1

2026 yılına ilişkin piyasa beklentilerimi bir önceki yazımda paylaşmıştım. Eğer okumadıysanız öncelikle o yazıya bir göz atmanızı öneririm. https://temelyatirim.com/2026/01/05/2025-yili-degerlendirmesi-ve-2026-beklentileri-2/ adresinden ulaşabilirsiniz.

2026’ya girerken portföyümde yer alan hisseler (toplam 14 şirket) ve değerlendirmelerimi aşağıda ağırlık sırasına göre iki yazıda ele alacağım:

1- Aselsan (ASELS): Aselsan borsayla ilk tanıştığım 2019 yılında ilk aldığım hisse. Bir değer yatırımcısı perspektifinden bakıldığında çelişkili bir yatırım tercihi olarak görülebilir. Öte yandan, bir önceki yazıda da belirttiğim gibi 2025’te portföyümü kurtaran hisse oldu. Normalde ağırlığı daha fazlaydı, ancak, yıl içerisindeki hızlı yükselişlerde bir miktar realizasyon yapmam sebebiyle ağırlığı geriledi.

Şirketin backlog tutarı hızlı bir şekilde artmaya devam ederek 18 milyar Dolara dayandı. Firma değeri/backlog rasyosu tarihsel ortalamaların bir hayli üzerinde seyretse de trendin hem küresel ölçekte hem Türkiye’de şirketten yana olduğunu belirtmekte fayda var. Türkiye 2025 yılını savunma sanayii ve havacılık alanında 8.6 milyar Dolar ihracatla kapatırken 2028 hedefi 11 milyar Dolar seviyesinde bulunuyor.

Ayrıca, Aselsan’ın mevcut ürün portföyü ve yatırımlarıyla artık klasik bir savunma sanayii şirketinden ziyade “yüksek teknoloji” şirketi olarak kabul görmeye başladığını ve buna göre çarpanlardan fiyatlanmaya devam edeceği savunan analistler var.

Şirket Dolar bazlı çift hanelerde büyüme hedefini kararlılıkla ifade ediyor. İhracat sözleşmelerinde hızlı artış ve çeşitlendirme, NATO ülkelerin savunma harcamalarını 2035’e kadar GSYH’nin %5’ine çıkarma taahhüdü, temeli atılan 6.500 dönümlük yeni Oğulbey Teknoloji Üssü yatırımı, Romanya’daki yeni işbirliği ve AB’nin 150 milyar Dolarlık SAFE projesi şirketin hikayesini destekleyen unsurlar olarak öne çıkıyor. Ek olarak, Aselsan ürünlerin sahada test edilmiş (combat proven) durumda olması önemli bir rekabet avantajı yaratıyor. Şirketin önümüzdeki dönemde sivil alanda da faaliyet ve gelirlerini artırmasını bekliyorum.

Riski ise fiyatlamayla alakalı görüyorum. Şu an dünyanın piyasa değeri en yüksek 17. savunma sanayii şirketi durumunda. Daha önce de Aselsan’ın önden yüklemeli olarak gittiği ve uzun yıllar eski fiyatlarına ulaşamadığı dönemler oldu. Ancak 2025 içerisinde tüm geri çekilmelerin piyasa tarafından alım fırsatı olarak değerlendirildiğini gördük.

2-Ford Otosan (FROTO)- FROTO gerek kurumsal yatırım ilkelerine uyum gerek yatırımcı ilişkileri açısından borsamızda en beğendiğim şirketlerin başında geliyor. Sektör veya şirketle ilgisi olsun olmasın herkesin yatırımcı sunumunu incelemesini tavsiye ediyorum.

Ağır yatırım ve ekonomik dalgalanma dönemlerinde dahi temettü alışkanlığından vazgeçmemesi ve klasikleşen şekilde yılda iki defa temettü dağıtmasını değerli buluyorum.

Romanya fabrikasının devralınması ve dönüşüm hikayesinin henüz yeterince fiyatlanmadığını düşünüyorum. Esasında Ford Otosan Romanya’daki verimsiz fabrikayı devralarak önemli bir risk aldı ancak şimdiye kadar kaydadeğer başarı sağladı.

Sektördeki yüksek rekabet ve ihracatçı şirketlerin yaşadığı genel sıkıntılar hisseyi baskıladı. Öte yandan, Çin’in ticari araçlar alanındaki mevcudiyetinin görece zayıf olmasının da etkisiyle pazar payı açısından ciddi bir sıkıntı yaşamadı. Özellikle önem arz eden İngiltere pazarında işler iyi gidiyor. VW ile işbirliğinde ortaya çıkan 1 tonluk ticari aracın da ilave katmadeğer yaratabileceğini düşünüyorum.

Pazar paylarında bir sorun olmadığı sürece sektörün toparlanmasıyla birlikte, alınan maliyet önlemlerinin de etkisiyle, karlılığın eskisinin de üzerine çıkabileceğini düşünüyorum.  Şirketin üretim bantları hem elektrifikasyona hem de içten yanmalı motorlara uygun şekilde tasarlanmasının optimizasyon açısından şirketin işini kolaylaştırdığını ve AB’nin içten yanmalı motorlar için öngördüğü 2035 yasağını esnetmesinin karlılık açısından şirketin avantajına olduğunu değerlendiriyorum.

Avrupa’daki iç talebin 2026’da beklenen şekilde seyretmemesi ile Çinli araçların penetrasyonunun artmasını olası risk unsurları olarak görüyorum. Buna karşılık 10 TL civarında temettü potansiyelini fiyattan bağımsız olarak cazip buluyorum.  

3-Birleşik Mağazalar AŞ (BİMAS)– Yine değer yatırımcılığı perspektifi açısından bakıldığında ilk etapta Migros veya Şok Marketler kadar fırsat vermediği düşünülebilir. Özellikle Migros üzerine son dönemde Fin Tweet aleminde çok fazla yazılıp çizildiğini görüyorum.

BİMAS’ın mağaza başına karlılığı daha düşük olmakla birlikte Migros’un da büyüdükçe aynı karlılığı sürdürmesinin kolay olmadığı görüşündeyim. Zira prime lokasyon seçimi gibi unsurlar belirli bir ölçeğin üzerinde kolay olmayacaktır.

Ek olarak, BİMAS’ın sektör lideri etiketiyle bir miktar premiumla fiyatlanmasını da normal görüyorum. Migros’un birçok iştirakiyle minyatür bir holding haline gelmesi değerli olmakla birlikte, bunu değerlemeyi de zorlaştıran bir unsur olarak düşünüyorum.

Asgari ücrete yapılan artışların şirketin personel giderlerini öngörülebilir seviyelerde tutmasının karlılığa olumlu katkı sağlayacağını, indirim (discount) marketi konseptiyle geniş bir müşteri kitlesine hitap etmeye devam edeceğini,  daha orta-üst sosyoekonomik kitleye hitap eden File Market operasyonlarının oldukça başarılı ilerlediğini ve şu an için ciroda önemli bir paya sahip olmamakla birlikte 110 milyonluk Mısır ve 38 milyonluk Fas’taki mevcudiyetin gelecek için potansiyel barındırdığını değerlendiriyorum.

Froto’da konuştuğumuz üzere bu gibi şirketler her zaman şapkadan tavşan çıkarabilirler. Katılım Bankası kurma kararını da bu çerçevede olumlu değerlendiriyorum. Ayrıntılar netleştikçe gelişmeleri yakından takip edeceğim.

Çok yüksek temettü verimine sahip olmasa da 2022’den bu yana temettüsünü TL bazında artıran şirketin buna 2026’da da devam edeceğini tahmin ediyorum. Perakende sektörünün de genel olarak pozitif ayrışmasını beklerim.

4- TAV Havalimanları (TAVHL)- 2025 yılı havacılık sektörü için “bal yapmayan arı” diyebiliriz.

Yolcu ve turist sayılarında güçlü veriler gelse de THY ve Pegasus (personel başta olmak üzere) yüksek giderler neticesinde beklenen karlılığı sağlayamadı. Bu durumu CASK (Arz edilen Koltuk Kilometre başı Maliyet) verilerinde de izledik. Petrol fiyatlarının düşük seyretmesi yukarı yönlü fiyat riskini hedge eden şirketlerimizin rekabet gücünü baskıladı. Küresel uçak tedarikinde yaşanan sorunlar da “uçan” şirketlerin büyüme hedefleri önünde bir sınama olarak yer almaya devam ediyor.

Yer tarafında TAV’ın muadili/rakibi olarak görebileceğimiz Çelebi Hindistan hükümetinin siyasi saiklerle aldığı karar nedeniyle en büyük pazarını kaybetti. Hal böyle iken TAV ise Almatı, Ankara ve Antalya başta olmak üzere yaptığı yüksek yatırımların meyvesini toplayacağı bir döneme giriyor. Almatı tarafında büyüme hikayesinin henüz başlarında olabiliriz.

İmtiyaz sözleşmelerinin uzun vadeli olması ve sektöre giriş bariyerinin yüksekliği şirket açısından bir ekonomik hendek teşkil ediyor. Bu yıl bilhassa Tiflis Havalimanına ilişkin gelişmeleri takip edeceğim. İmtiyaz süresinin 2031’e kadar uzatılması karşılığında şirket 150 milyon Dolarlık yatırım yapma teklifinde bulundu. Şirketin farklı coğrafyalarda da fırsat arayışında olduğu biliniyor. Lounge ve Duty Free gibi ticari taraflarda yapılan yatırımlar da etkisini göstermeye başladı.

Şirketin yabancı ortaklı kurumsal yapısı, iyi finansal yönetimi ve küreseldeki benzerlerine kıyasla ciddi ıskontoyla işlem görmesi ünlü yatırımcı Monish Pabrai’nin de dikkatini çekmiş olacak ki o da pozisyon açtı. Yatırımcı ilişkilerini çok beğendiğim şirketlerden biri, yatırımcı sunumunu incelemenizi tavsiye ederim.

TAVHL esasında 2020’ye kadar tam bir istikrarlı temettü şirketiydi. Pandemi ve sonrasındaki ağır yatırım döneminde temettü vermeyi kesti ki yatırımcı olarak çok hoşuma gitmese de şartlar uyarınca doğru bir karardı. Şirket yönetimi 2026 yılında yeniden temettü dağıtma niyetinde olduklarını açıkladı. Bunun sinyal etkisi oluşturarak yatırımcı ilgisini artırabileceğini düşünüyorum.

5-Enka İnşaat (ENKAI)- Enka İnşaat sahip olduğu devasa net nakit pozisyonuyla yüksek faiz döneminde kafamı yastığa koyduğumda en rahat uyuduğum şirketlerinden biri oldu. Öyle bir miktardan söz ediyoruz ki dünyanın en büyük 50 taahhüt şirketinden birisi olmasına karşın nakit pozisyonu taahhüt işlerinin bile önüne geçti. Çağkan Yapıcı’nın çok yakın tarihte yaptığı şirket analizi hisseyi anlayabilmek adına en iyi kaynaklardan biri. Linki bırakıyorum: https://www.youtube.com/watch?v=pN-kO6Y-EtU

Çağkan Hoca’nın da belirttiği üzere bir şirketin bu kadar yüksek likit pozisyon bulundurması ideal bir senaryo değil. Yeni yatırımlara yönelinmesi veya yüksek miktarda temettü dağıtması beklenebilir.

Bununla birlikte, faiz indirim döngüsüne rağmen faizlerin önümüzdeki iki yıl halen görece yüksek (reel) seviyelerde olacağını ve nakit pozisyonunun handikap oluşturmayacağını düşünüyorum.

 Şirketi ana faaliyet alanı olan taahhüt işlerinin de iyi gittiği ve 2025 yıl sonu backlogun 9-9.5 milyar Dolar seviyelerinde olduğu tahmin ediliyor. Gayrimenkul alanında da Birleşik Krallık’ta alınan ofis binasını Rusya’dan kaynaklı ülke riskini azaltma ve yatırım iştahını yansıtma açısından önemli buluyorum. Halihazırda Rusya’daki gayrimenkullerin doluluk oranları iyi seyrediyor. Ukrayna ile olası bir barışın değerlemeleri yukarı yönlü etkilemesi bekleniyor.

Enerji tarafında bu yılın daha iyi olacağını ve henüz esas faaliyet karı yazmayan bu segmentin de bilançoya olumlu katkıda bulunabileceğini tahmin ediyorum.

Öte yandan, backlogun ilk sırasında %22’lik oranla Irak’ın bulunmasını daha önce Irak’ta yaşayan ve ekonomisini bilen biri olarak risk unsuru olarak değerlendiriyorum. Hem merkezi yönetim hem de IKBY seçimlerin ardından hükümet kurma sürecinde. Ekonomisi yüzde 90’ın üzerinde petrole bağımlı bir ülke olarak düşük Brent petrol fiyatları bütçe dengesini ve yatırımları ciddi oranda tehdit ediyor.

Siyasi açıdan etkin olan İran ile mali sistem üzerinde kontrol sahibi olan ABD’nin nüfuz mücadelesine sahip olan ülkede son yıllardaki göreceli istikrar ortamının yerini belirsizliklere bıraktığı anlaşılıyor. BM Irak’a Yardım Misyonu’nun (UNAMI) görevinin sona erdirilmesi ve ABD öncülüğündeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) çekilme süreci risk ve belirsizlikleri artırıyor. Ayrıca, yolsuzluk çok ciddi bir sorun teşkil etmeye devam ediyor. Gelişmeleri yakından takip edeceğim. Irak aynı zamanda yüksek risklerin yüksek kazançlarla da ödüllendirilebildiği bir ülke.

6-Tüpraş (TUPRS)- Tüpraş sürekli takip gerektiren ancak bir yandan da her ay güncellediği yatırımcı sunumu ve ürün marjlarıyla takibi kolay bir şirket. Yeşil dönüşüm hikayesine fazla bel bağlamadan mevcut duruma göre değerleme yapılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Bu yıl tüm ana ürün marjlarında güçlü seyir olması nedeniyle net rafineri marjının şirketin beklentisi olan 6-6.5 Doların üzerinde kapatılmış olabileceğini tahmin ediyorum. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle rafinerilere saldırılar gerçekleştirilmesi, planlı bakımlar nedeniyle MENA bölgesinde kapalı kalan rafineler olması gibi hususlar Tüpraş’ın hikayesini destekleyen unsurlar oldu. Ek olarak, IKB petrol ihracatı krizinin 2025’te çözülerek ITP boru hattının yeniden işler hale getirilmesi Kırıkkale rafinerisinin hammadde tedariki noktasında olumlu bir gelişme oldu.

Güçlü operasyonel sonuçlar ve yüksek temettü beklentisinin fiyat açısından yastık görevi göreceğini düşünmekle birlikte, düşük maliyetlerden alıp döngüsel olarak yatırım yaptığım bir şirket. Marjların gidişatına göre bir hareket tarzı belirlemeyi düşünüyorum.

7-Lokman Hekim Sağlık Grubu (LKMNH) – Lokman Hekim portföyümde en yüksek ağırlığa sahip olan small cap şirket. Portföyün ana omurgasını sektöründe öncü ve istikrarlı kar elde eden şirketlerle kurmayı tercih etmekle birlikte, alfayı artırmak adına beğendiğim small cap şirketleri de ekleyerek kendimce bir dengeleme yapmaya özen gösteriyorum.

Sağlık sektörü gittikçe artan yaşlı nüfus, özel sağlık sigortalarının yaygınlaşması ve kamunun tüm ihtiyaçlara cevap verememesi ve Türkiye’nin sağlık turizmi açısından avantajlı durumu nedeniyle uzun vadeli olarak beğendiğim sektörlerin başında geliyor. 18 aylık bir sürenin ardından SUT ücretlerinde %20-30 arasında oranlarda zam yapılmasını olumlu buluyorum.

LKMNH 2011 yılındaki halka arzının ardından yeni hastane yatırımlarıyla büyüyen şirket yurtdışı yatırımlarına Irak’ın yanısıra 2025 yılında Kırgızistan’ı da ekleyerek sağlık turizmindeki potansiyelini artırmış oldu. Ankara ağırlıklı olmak üzere 5 hastane, 2 üniversite hastanesi ve 3 tıp merkezi bulunmakta. 927 yatak kapasitesiyle ayaktan hastalarla birlikte yılda yaklaşık 1 milyon kişiye hizmet eden bir şirket haline geldi. Çift haneli reel büyüme beklentileri bulunuyor.

Lokman Hekim Lojistik şirketinin kurulmasıyla endüstriyel çamaşır hizmetleri, temizlik hizmetleri, catering hizmetleri ve kafeterya işletme hizmetleri, inşaat proje ve taahhüt hizmetleri, biyomedikal ve teknik hizmetler, hastane otel tekstil/mefruşat hizmetleri, temizlik ürünleri üretim hizmetleri, tıbbi sarf üretim ve ithalat hizmetleri ve güvenlik hizmetleri gibi ana faaliyet alanıyla bağlantılı alanlarda yeni açılım hamlesi geldi. Önümüzdeki dönemde bu iştirakin gelişimini de yakından takip edeceğim.

İstikrarlı olarak temettü dağıtması ve haftalık bazda sürdürdüğü hisse geri alımlarını uzun vadeli yatırımcılık açısından değerli buluyorum.

Yeni hastane açılmasını zorlaştıran regülasyon değişikliklerini mevcut kurumsal sektör oyuncuları açısından tam aksine olumlu olarak yorumluyorum.


Temel Yatırım sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın